Lostturka.com - Lost Dizisi Fun Clup

Lost dizisinin felsefi şifresini açıklıyoruz


Haziran 18th, 2008 by admin

Dördüncü sezon sona erdi ama Lost’ta heyecan ve merak dinmiyor.

İngiliz filozof John Locke.
Terry O’Quinn tarafından canlandırılan John Locke karakteri dizinin başlangıcından itibaren çarpıcı bir figür olarak yer aldı.
Bilim-kurgu ve metafiziğin içiçe geçtiği gizemli bir öykü anlatan LOST dizisi gösterildiği her ülkede büyük ilgi uyandırdı. Dizinin anlattığı öykü o kadar çarpıcı ve öylesine gizemlerle dolu ki, dünyanın pek çok yerindeki insanlar dizinin anlattığı olaylar hakkında durmaksızın yeni teoriler geliştiriyorlar.

LINK
Lost hakkında teoriler

Ancak dizinin yapımcı ve senaristleri de kendi sırlarını titizlikle korumaya devam ediyorlar. Dizinin iki sezon daha devam edeceği düşünülürse, iki yıl kadar bir süre boyunca bu dizide anlatılan öykünün bütününü ve içerdiği kodları merak etmeye devam edecekler.

Guncel.Net haber sitesi olarak okurlarımıza Lost dizisi hakkında daha önce Türkiye’de ve dünyada daha önce pek fazla kimsenin dikkatini çekmeyen bir felsefe şifresini açıklıyoruz.

Dizide yer alan üç karakter (ki bu karakterlerden biri çoktan öldü) aydınlanma çağının çok önemli üç İngiliz düşünürünün adını taşıyorlar.

NEDEN BU İSİMLER SEÇİLDİ?

Lost dizisinde ortaya atılan pek soru ve gizem var ki TV başındaki izleyiciler bunları çözmek için uğraşıp duruyor. Anlaşılan o ki dizinin final bölümüne kadar da bu gizemli sorular devam edecek.

Dizideki karakterlerinin isimlerini aldığı İngiliz filozofların kim olduklarını ve felsefe tarihindeki önemlerini açıkladığımızda, Lost dizisinin gizemini çözme yolunda önemli bir adım atmış olacağınıza inanıyoruz.

İşte isimlerini felsefe tarihinden alan üç LOST karakteri:

1. Edmund Burke: Bu karakteri (şimdilik) tek bir bölümde izledik. 3. sezonun 7. bölümü olan ‘Not in Portland’ adlı bölümde Juliet Burke’ün (Elizabeth Mitchell) hayatına geri dönüş yaptığımızda, Juliet’in eski kocası Edmund Burke ile tanışmıştık. Zeljko Ivanek’in canlandırdığı Dr. Edmund Burke, Juliet ile aynı laboratuarda çalışan ama başkalarının araştırma projelerini kendine mal etmeye çalışan hasis ve güvenilmez bir tipti. Kendisine çarpan otobüs yalnızca onun ölümüne yol açmakla kalmamış, Juliet’in için Ada’ya giden yolu da açmıştı.

Gerçek Edmund Burke ise (1729 -1797) İrlanda kökenli bir İngiliz devlet adamı ve yazar olup Amerikan kolonilerinin bağımsızlığına destek vermiş ancak Fransız devrimine kesinlikle karşı çıkmıştı. Anglo-Amerikan muhafazakarlık ideolojisinin kurucusu olarak kabul edilir.

2. David Hume: Henry Ian Cusick tarafından canlandırılan Desmond Hume karakteri ilk olarak bir ‘inanç ve bilim adamı’ olarak görünmüştü daha sonra ise “live together, die alone” (birlikte yaşar, yalnız ölürüz) sözüyle akıllarda ve gönüllerde kendine yer buldu. Desmond’ın daha önceki hayatındaki gelişmeleri izlerken birden gördük ki bu karakterin tam adı David Desmond Hume.

Gerçek David Hume (1711 - 1776) İskoçya kökenli filozof, iktisatçı ve tarihçi olup, Batı felsefesinin en önemli figürlerinden biri olarak kabul edilir. İnsan zihninin ve potansiyelinin kavranabilmesi için ilahi bilimlerin yeterli olmayacağını, ancak deney ve gözlemler yoluyla gerçek bilgiye ulaşılabileceğini ileri sürmüş olan Hume, Isaac Newton’ın bilimsel devrimci yaklaşımlarından çok etkilenmişti.

3. John Locke: Terry O’Quinn adlı aktör tarafından canlandırılan John Locke karakteri dizinin başlangıcından itibaren çarpıcı bir figür olarak yer aldı. Kötürüm olarak geldiği adada tekrar yürüme becerisine kavuşan Locke, adada sakin ve akil bir adam izlenimi verdi. Ancak geri dönüşlerden anladığımız kadarıyla adaya gelmeden önce son derece sinirli ve duygusal bir figür olarak görünüyordu. Dördüncü sezonun finalinde ‘Ötekilerin’ liderliğine kadar yükselen John Locke ‘adada kalmak’ konusunda çok ısrarlıydı.

Gerçek John Locke (1632 - 1704) çok önemli bir İngiliz filozofu olarak kendisinden sonra gelen çok sayıda düşünürün zihin haritalarını değiştirmiş ve İngiliz siyasi felsefesinin oluşumuna büyük katkılarda bulumuştur. Liberalizm ilkesinin temellerini atan Locke, bireyin özgür iradesini önplana çıkaran ‘deneyci’ bir düşünce tarzını savundu. Görüşleriyle hem Fransız devrimini hem Amerikan devrimini etkiledi. Bugün ‘bireysel kimlik’ veya ‘kişilik’ olarak nitelendirdiğimiz kavramlar üzerinden insanı inceleyebiliyorsak, bunu John Locke’a borçluyuz.

Kaynak: Guncel.Net

Posted in Detaylar | No Comments »

Lost hakkında teoriler


Haziran 18th, 2008 by admin

Yayınlanmaya başladığı andan itibaren gösterildiği bütün ülkelerde büyük bir merak ve ilgi uyandıran LOST dizisi hakkında sayısız teoriler geliştirildi.
Dizinin senarist ve yapımcıları bu kadar çok spekülasyona yol açacaklarını herhalde düşünmemişlerdi. USA Today gazetesi ise, Lost dizisi hakkında izleyicilerin geliştirdiği bazı teorilere sütunlarında yer verdi.

Lost dizisi hakkında meraklı izleyicilerin geliştirdiği bazı teoriler şöyle:

1.Teori:

Adanın gerçek kimliği: Cennet Bahçesi – uygarlığın beşiği. Bu dizinin inanç ve bilim arasında denge sağladığına inanıyoruz. O yüzden söz konusu ada, inancın bilimsel yöntemlerle korunduğu ve bilimsel kisvelere büründüğü bir mekan.

Dizide bahsedilen numaraların Valenzetti Denklemi olduğu açıklanmıştı. Bu denklem ise dünyanın sonunu işaret eder. ‘Lanet’ olarak bahsedilse de bu denklem aslında kaderi göstermekte. Adem ve Havva ilk günahı işlediklerinde dünyaya bir lanet getirmişlerdi. Bu lanet bütün insanlığı ölüme mahkum etmişti ve bizler ‘ölümlü’ olmuştuk.

Dharma, bilimsel yöntemler kullanarak bu laneti, yani Adem ile Havva’nın günahının etkilerini geri döndürmeye çalışıyor. ‘Ötekiler’ ve kahramanlarımız ise inancın gücünü ortaya çıkarmaya çalışmaktalar. ‘Ötekiler’, kazazede kahramanlarımızı ‘doğru şeyleri yaparak’ geçmişteki günahlarını telafi etmeye uğraşıyorlar. Adadaki canavar ise, insan yapımı bir yargılama mekanizması. Adeta insan yapımı bir sahte tanrı. Adem ve Havva’nın işlediği ilk günahın kefaretinin ödenip ödenmediğine karar veren de bu canavar oluyor.

Lost’un Benjamin’i Türkçe biliyor!

— Darren Schalk, Cleveland - ABD

2.Teori:

Adada akan zaman, normal dünyada akan zamandan daha hızlı. Bu nedenle Alpert olması gerekenden daha genç görünüyor. Ve gene aynı nedenden ötürü Michael, Tom’la tekrar karşılaşmadan önce işlerini bitirmek için fazladan beş güne sahip oluyor. Sistemi reset eden eden anahtar ise, dışarıdaki dünyanın ada zamanına yetişebilmesi için adada zamanı durduruyor. Gene bu zaman kayması nedeniyledir ki Juliet’in adada kalma süresi hesaplanırken 16 günlük bir fark ortaya çıktı ve Sun’un hamile kalma tarihinin hesaplanması da bu yüzden yanlış oldu.

Şimdi dış dünyada da zaman akmaya başladığı için, özgür iradenin en iyi şekilde yaşayabileceği tek yer ada oldu. Bu sayede adada yaşayanlar şimdiki hayatlarını ve geleceklerini değiştirebilme yeteneğine sahip oldukları gibi geçmişlerini de değiştirme yeteneği kazandılar. Böylece evrenin ‘kendi kendini düzeltme’ kuralından kaçabiliyorlar.

Widmore ve gönderdiği öteki kişiler (Abaddon, Ms. Hawking …) bu eşsiz özelliği iptal ederek adayı tekrar zaman ve mekana tutsak kılmak istiyorlar. Ben, adanın yerlileri ve onların dış dünyadaki dostları ise Adayı olduğu şekliyle korumak ve sadece iyi insanların yaşayabileceği bir mekan olarak tutumak istiyorlar. Kader ve özgür irade arasındaki metafizik çelişki burada ortaya çıkıyor ve Adayı hem bir savaş alanı hem de bu sürecin kurbanı olarak önplana çıkarıyor.

— Paolo Trubiano, Verona - İtalya

3.Teori:

En basit şekilde ifade edecek olursak, Lost dizisi bir ‘ruhsal kurtuluş’ hikayesidir. Adanın kendi doğası, Dharma girişimi, elektro-mıknatıslar veya Charles Widmore olayların akşının asıl belirleyicisi değiller. Dizinin adı ilk başta 815 numaralı uçuşun talihsiz kaderine işaret ediyor gibi görünse de, uçak kazasından kurtulanların ilk ‘kayboluşları’ bu adaya düşmelerinden daha önce gerçekleşmişti. Kazazedelerin hepsinin de daha önceki hayatlarında trajik, yarım kalmış ve yanlış gitmiş işler vardı.

Ama adaya düştükleri andan itibaren bütün kazazedeler daha önceki hayatlarından (ve o hayatlarında işledikleri hatalardan) kurtulmuş oldular. Adanın başka bir takım fonksiyonları varsa da, ruhsal arınma ve hataların telafisi için yaratılmış bir yer olduğu iyice belli oldu.

Adadaki çeşitli bilim-kurgu faktörler, ada dışındaki dünyanın varlığını objektif bir şekilde kanıtlıyor olsa da, iş bizim hikayemize geldiğinde neyin gerçekten değerli olduğuna karar vermek dizideki karakterlere kalacak.

— Richard Hoeg, Michigan - ABD

4.Teori:

Bu dizi, çok uzun süredir tartışılan paranormal bir teoriyi işliyor. Bu teoriye göre, tıpkı Bermuda Şeytan Üçgeninindeki gibi, gezegenin çeşitli yerlerinde 12 yer vardır ki adeta uzaydaki solucan delikleri gibi birbirlerine bağlıdırlar.

O yüzden Nijerya’dan kalkan bir uçak Madagaskar yakınlarındaki bir Vortex’ten geçerek Pasifik’teki bir adaya varabilmekte ve gene aynı şekilde bir kutup ayısı da bu tarz bir mekan değişikliği yaşayabilmektedir.

Bu sayede Amelia Earhart bir solucan deliğinden geçerek ‘ötekilere’ katılabilmekte veya Juliet Florida’dan bindiği Galaga denizaltısıyla Bermuda üçgenine doğru yol alırken birden Paisifk’teki adaya gelebilmektedir.

— Greg Dean Schmitz, Fond du Lac, Wisconsin - ABD

Kaynak: Guncel.Net

Posted in Detaylar | No Comments »

LOST: Jacob kim?


Şubat 23rd, 2008 by admin

Lost 3. sezon 6. bolumde Digerleri’nin sert adami Danny’nin soyledigi “Shephard, Jacob’un listesinde bile degildi“ “Shephard, Jacob’un listesinde bile degildi“ sozunu dikkatli Lost izleyenleri kacirmadi, ve herkes ayni soruyi sordu: Kim bu Jacob ? Digerleri’nin lideri mi, yoksa Desmond’un sevgilisi Penelope’nin babasi mi ? Biz cevap verelim hicbiri.

Bu yazi tum bolumleri izlememis olanlar icin Spoiler iceriyor

Jacob ne Digerleri’nin lideri, nede Desmond’un buyuk aski Penelope’nin babasi, tam adiyla Jacob Vanderfield bir Hanso Foundation (Hanso Vakfi) yoneticisi. Jacob’un internet uzerindeki bircok teoiride Penelope’nin babasi, yada Inci Istasyon’unun monitorlerinde kendini gosteren Korsan Gozlu (Eyepatch) adam oldugu iddia edildi. Aslina bakilirsa Inci Istasyon’unda karsimiza cikan Korsan Gozlu kisiye benzemedigide soylenemez.


Buyurun siz karsilastirin Hanso Vakfi yoneticisi Jacob Vanderfield ile Inci Istasyonu monitorlerinde gozuken Korsan Gozlu adamimiz ne kadar birbirini benziyor, bize sorarsaniz tartismasiz ta kendisi

Eger ortada bir isim benzerligi yoksa Hanso Vakfi’nin adayi cesitli deneyler yapmak icin olusturdugu ve kazazedeleri bir sekilde adaya getirdigi veya topladigi teorileri gercek olacak, ozellikle Jacob’un Listesi tanimlamasindan sonra. Lost yapimci ve senaristleri bu kadar acik verir mi yada Korsan Gozlu adam ve ardindan gelen Jacob’un Listesi sozleri, bulasik teline donen kafalarimizi dahada karistirmak icin mi ortaya atildi bilinmez.

Bir diger teoride, butun Kutsal Kitaplarda adi gecen Filistin - Israil’e gonderilen Yakup (Jacob) Peygamber ve 12 oglundan biri olan Bunyamin (Benjamin) bolumlerinden bir teori olusturabilir. Ornegin Jacob ve ogullari Incil’in ilk bolumu (Yaratilis) Genesis’de geciyor, Mr. Eko’nun sopasindada Genesis’den alintilar var mesela son bolumde Locke’un okudugu bolum “Basini kaldir ve kuzeye bak” gibi. Bu parcalar birlestirilince cok gercekci bir teori olusturulacagi dusunulsede cok genis bir bilgiye sahip olmamiz gerektigi icin bu konulara hic girmiyoruz, ancak kisaca soyle bir teori yazilabilir, Jacob aslinda Digerleri’nden Benjamin’in babasi ve buyuk bir toplulugun lideri.

Arada kucuk bir teori daha yazalim, -Shephard Jacob’un listesinde bile degildi- sozu uzerine olusturulabilecek bir teoride bunun anlamaninin Jack’in kurtulanlar arasinda bile olmamasi gerektigi. Hatirlarsaniz yarali kurtulan ve sahilden uzak olan tek kisi Jack’di, hamile olan Claire’in bebegi bile kurtulurken, hatta bacaklarini bile hissetmeyen Locke yureyebilirken, Jack neden yarali bir sekilde sahilden uzaktaydi, uyandiginda goz bebeklerine yansiyan goruntude siyah dumanin oldugunu bircok internet sitesinde bolumden alinan resimler yardimiyla gormustuk.

Herkes tek bir siyrik almadan kazayi atlatirken Jack neden kendine dikis atmak zorunda kaldi, belkide herseyi olusturan, adayi dahi cesitli guclerle yoneten Hanso Foundation bunuda ayarlamisti, belkide Jack’in yasamasi planlari arasinda degildi. Butun bu yukarida yazdiklarimizin uzerine birde Jack karakterinin senaristler tarafindan sadece 1 bolum icin yazildigini ve aslinda ilk bolumde olmesi gerektigini ancak senarist ve yapimcalarin sonrada fikir degistirerek Jack karakterinin olmemesine karar verdiklerini yazarsak teorimizin pekde ucuk olmadigi anlasilir sanirim. (Jack’in gozune yansiyan siyah duman goruntusunu sitedeki The Ultimate Theory dosyasini download ederek gorebilirsiniz)

Internet uzerinde dolasan teorilerde Jacob’un aslinda Penelope’nin babasi oldugu iddialarina gelince, Penelope’nin babasinin adi Charles Widmore, 2. sezonda kendisini gormustuk zaten, hatta hatirlamak icin tekrar gorelim

Iste karsinizda Charles Widmore, kendisini Henry Gale olarak tanitan The Others Benjamin’in, dustugu yerin haritasini cizgidi Widmore Labs balonun sahibi, ayni zamanda Sun’in kullandigi hamilelik testini ureten sirketinde sahibi ve ayni zamanda adadaki bircok tibbi malzemenin uzerindede Widmore Labs ibaresi var, hatta kendisi Desmond’un biricik kayinpederi ama Bay Widmore malesefki Jacob degil, en azindan simdilik.

Lost’un yeni bolumune 7 gun kala hafizalari bir tazeleyelim, sorulmasi gereken sorularin ustune basalim istedik, bu sorularin cevaplarina hemen 7. bolumde ulasacaginizi saniyorsaniz aldaniyorsunuz, bu sorulara cevap bulabilmek icin daha uzun sure Lost izleyecegiz ve o gune kadar bu yazdiklarimiz birer teori olarak kalacak.

Jacob Vanderfield kariyer sayfasina thehansofoundation.com sitesinden ulasabilirsiniz.

Posted in Detaylar, Haberler | No Comments »

Lost İpuçları


Şubat 15th, 2008 by admin

MICHEAL ve WALT’A NE OLDU?

Carlton Cuse: Bu sezonluk Michael ve Walt’un hikayesini biraz durdurduk ama bu hikayenin bittiği anlamına gelmiyor. Hiçbir bilgi vermeden Michael ve Walt’u tekneyle yollamak çok garip olurdu. Eğer Lost’a daha geniş açıdan bakarsanız hikayenin çözülmesi bir döngü şeklinde ve bu hesaplanmış bir yaklaşım. Evet Michael ve Walt’un hikayesine geri döneceğiz ama bu yüksek ihtimalle dördüncü senenin hikayesi olacak.

Damon Lindelof: Michael ve Walt adadan ilk “ayrılan” kişiler. Ancak asıl soru şu: Adadan “ayrılmak” ile anladığımız ne?

DİĞERLERİNİN (OTHERS) HİKAYESİNİ BİR SEFERDE Mİ GÖRECEĞİZ, YOKSA BU ZAMANA MI YAYILACAK?

Lindelof: Aslında Diğerleri’nin (Others) hikayesi şimdiden çözülmeye başladı bile. Belli başlı karakterlerin Diğerleri’ne nasıl katıldıklarını öğrenmeye başlayacağız. 7. bölümde Juliet’in adada doğmadığını, adaya dışardan geldiğini ve Diğerleri’ne katıldığını öğreniyoruz. Bu da demek oluyor ki Diğerleri’nden bazıları adada doğmuş, bazıları ise dışardan gelip adadakilere katılmış. Ama ne oldukları ve ne yaptıkları, onları oraya kimin ve ne için koyduğundan daha önce açıklanacak.

Cuse: Diğerleri ve Dharma arasındaki bağ 11. bölümde açıklığa kavuşacak.

TEKRAR NE ZAMAN LIBBY’İ GÖRECEĞİZ? HURLEY’İN OLDUĞU AKIL HASTANESİNE NASIL GİTTİĞİNİ ÖĞRENEBİLECEK MİYİZ?

Cuse: Şimdilik verebileceğimiz tüm bilgiyi verdik. Bu da 4. senede çözülecek gizemlerden bir diğeri.

Lindelof: Libby’nin hikayesinde bir tane belirgin eksik parça var. Geçen sene sezon finalinde Desmond ile karşılaştığını, ona teknesini verdiğini ve Libby’nin kocasının öldüğünü öğreniyoruz. Bunun yanında Hurley ile aynı akıl hastanesinde bir süre kaldığını da öğreniyoruz. İzleyicilerin cevaplanmasını istediği soru ise şu: “Libby A noktasından B noktasına yani Desmond’dan akıl hastanesine nasıl gitti?” Biz bu sorunun cevabını biliyoruz ama bu cevabı açıklamanın tek yolu, sahil sakinlerinden olmayan birinin geçmişine ait görüntüleri (flashback) göstermek olacak.

KATE’İN GÖRDÜĞÜ ATIN ANLAMI/ÖNEMİ NEDİR?

Cuse: İzleyiciler bu atla ilgili çok şaşırmış görünüyorlar. Şöyle diyebiliriz: Kate’in atından Jack’in babasının görünmesine kadar, adada pek çok olay meydana geldi. Bu sezon içerisinde bunları daha iyi anlayacaksınız.

Lindelof: Bu görüntülerin doğası nedir? Tanım olarak görüntüler gidip dokunabileceğiniz ya da diğer insanların görebileceği şeyler değillerdir. Ancak Kate’in atı gerçek. Fiziksel dünyamızda yaşıyor. Sawyer görüyor, Kate gidip dokunuyor. Peki bu at Kate’in kaçışında rol oynayan ata kesin bir benzerlik gösteriyor mu ya da aynı at mı? İşte asıl soru bu. Dizinin tamamına baktığımızda Christian Shepherd’ı (Jack’in babası), Yemi’yi (Mr. Eko’nun kardeşi), atı ve Walt’u (önce Shannon’a sonra Sayid ve Shannon’a tersten konuşurken) görüyoruz. Peki bunların hepsi aynı şekilde görüntüler mi? Yoksa hepsi birbirinden farklılar mı?

Cuse: Bunları aynı zamanda “Kate’in Atı ve Sayid’in Kedisi” adlı yan ürünümüz olan canlandırılmış hayvanlar bulunan komedi dizisi için kullanıyoruz.

Lindelof: Evet bu doğru. Sayid’in kedisi 11. bölümde karşınıza çıkacak. Şaka yapmıyoruz.

Cuse: Canlandırılmış hayvanlı komedi dizisi şaka tabi.

1. SEZONDA JACK VE KATE’İN MAĞARADA BULDUĞU İKİ İSKELETİN ANLAMI/ÖNEMİ NEDİR?

Cuse: Bu sorunun cevabı adanın zaman akışında saklı. Bunun hakkında çok fazla konuşmak istemiyoruz ama 7 Şubat’ta yayınlanan bölümde birkaç tane ipucu bulunuyor. Bunlardan biri bir anagram. Bu anagram iskeletlere ışık tutuyor ve sezonun ilerleyen haftalarında çözülecek olan daha büyük bir gizemin çözülmesinde önemli bir ipucu görevi üstleniyor.

Lindelof: Bazı şeyleri en başından beri biliyoruz. Ne zaman biteceğini bilmediğimiz zaman bile nasıl biteceğini biliyorduk ve bunun hazırlıkları ilk sezondan yapmaya başladık. Bunu yapmasaydık izleyiciler senaryoyu diziyle paralel kurduğumuzu düşünebilirlerdi. İskeletler bunun canlı (ya da yavaşça çürüyen) kanıtı. Herşey bittiğinde insanlar iskeletleri gösterip “Bu en baştan beri kanıttı. Bunu yapacaklarını en başından beri biliyorlardı” diyecekler.

CHRISTIAN SHEPHERD VE BİR KADIN ARASINDA CHRISTIAN’IN KIZINI GÖRMEK İSTEMESİ ÜZERİNE BİR TARTIŞMAYA TANIK OLDUK. DİZİNİN HAYRANLARININ SORUSU ŞU: JACK CLAIRE’İN ÜVEY KARDEŞİ Mİ?

Cuse: Bu soruyu yanıtlamayacağız. Önümüzdeki altı bölümde bu soru cevaplanacak.

DESMOND’IN DÜĞMEYE BASMAMASI GERÇEKTEN UÇAĞIN DÜŞMESİNE SEBEP OLDU MU, YOKSA BU HİKAYENİN BİR DEVAMI VAR MI?

Lindelof: Net bir şekilde Desmond düğmeye bassaydı uçak düşmezdi. Ancak burada daha ruhani, daha kaderci bir sebep yüzünden mi bu insanlar Desmond düğmeye basmadığı sırada bu uçaktaydılar? Eğer Desmond stadyumda Jack’e rastlamasaydı, hayatında aldığı kararların yine aynılarını mı alırdı? Herkesin bir diğerinin hayatında büyük etkisi var. O insanların uçakta olması ve Desmond’ın uçağın düşmesine sebep olması, herkesin birbiri ile ilişkili olmasıyla alakalı. Dizi bitince bütün bu insanların neden birbirleriyle bağlantılı olduğu hakkında somut bir cevaba sahip olamayacaksınız. Neden bu insanlar da başkaları değil? Bunun cevabı “çünkü öyle”. Bütün dizi tüm bileşenlerini insanların oluşturduğu çok büyük bir Rube Goldberg cihazı.

DESMOND’DAN ÖNCE AMBARDA KALANLARIN ÇİZDİKLERİ DHARMA HARİTASINA GERİ DÖNECEK MİYİZ?

Cuse: Yakında başka bir Dharma istasyonunu ziyaret edeceğiz. Yeni istasyona ulaştığımızda Dharma insanlarının nerelerde yaşadıkları ve istasyonların nerelerde olduğu hakkında yeni bilgiler edineceğimiz için Dharma haritasının önemi azalacak.

PENELOPE ÖNEMLİ BİR KARAKTER OLACAK MI? EK OLARAK 2. SEZON SONUNDA ELEKTROMANYETİK PATLAMANIN TESPİT EDİLDİĞİ SAHNENİN DEVAMINI NE ZAMAN GÖRECEĞİZ?

Cuse: Penelope’nin hikayesi 14 Şubatta yayınlanacak olan 8. Bölümde Desmond’ın geçmişine ait görüntülerde (flashback) anlatılmaya devam edilecek. Bu sahneyi sezon sonuna koymamızın anagramda olduğu gibi bir sebebi var. İkisi de daha büyük bir yanıtın parçaları. Bu sahneyi neden 2. sezonun sonuna koyduğumuzu 3. sezonun sonunda öğreneceksiniz.

ADADAKİ ZAMAN ADA DIŞINDAKİ ZAMANDAN DAHA MI FARKLI AKIYOR?

Lindelof: Bu gerçekten zekice bir soru. Diğerleri’nin (others) Red Sox’ın 2004′teki World Series şampiyonluğunu kayadettiklerini biliyoruz yani adadaki ve ada dışındaki zaman eşit hızda akıyor. Ancak aynı zamanda gökyüzü mora döndüğünde ve yer sarsıldığında… Ahh bekleyin bir dakika. Carlton ensemi sıkıştırıyor.

Cuse: Evet zaman adada çok yavaş akıyor çünkü American Idol izleyemiyorlar.

MR. EKO’NUN ÖLDÜĞÜ BÖLÜMDE, EKO’NUN KARDEŞİNİ GÖRÜNCE CANAVARIN (MONSTER) İNSAN FORMUNA GİREBİLDİĞİNİ DÜŞÜNDÜM. BÖYLE DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN DELİ MİYİM? BU SEZON CANAVARIN KÖKENİ HAKKINDA BİRŞEYLER ÖĞRENEBİLECEK MİYİZ?

Lindelof: Deli değilsin. Bu sezon yeniden Canavarı göreceksiniz. Kökenleri hakkında biraz daha beklemeniz gerekecek.

Cuse: Daha fazla öğrenmeniz, sizin konu hakkında ne kadar saplantılı olduğunuza göre değişir. Eğer diziyi kaydedip tek tek kareleri incelerseniz, evet bilgi edinebilirsiniz. Ancak bu sağlıklı mı?

HİÇBİR ZAMAN ÇÖZMEYECEĞİNİZ BİR GİZEM OLACAK MI?

Lindelof: Pek de meşhur olmayan ip köprünün yapımına dizide hiç yer vermeyeceğiz.

Cuse: Ve gerçekten asla Fransız hatunun neden Yugoslav aksanına sahip olduğunu asla söylemeyeceğiz.

Posted in Detaylar, Haberler | No Comments »

Lost Dublörleri


Şubat 15th, 2008 by admin

Lost’un aksiyon dolu sahnelerinin arkasında kimler var merak ediyor musunuz? İşte Lost dizisi oyuncularının, dublörleri ile beraber çekilmiş, set fotoğrafları. Lost izleyicilerinin bir çoğu, dublörlerin gerçek karakterlere benzemediği fakat vücut yapılarının gerçek karakterler ile uyumlu olduğu konusunda hem fikir. Dublörlerin görüntülenmesinin ardından eminiz ki dikkatli gözler, dizinin aksiyon sahnelerinde dublörleri aramaya başlayacaktır. Yazının devamında Lost dizisi oyuncularının dublörleri ile çekilmiş olan kamera arkası fotoğraflarını görebilirsiniz.

Posted in Detaylar, Haberler | No Comments »

« Previous Entries